Devrimin Gözünde Suriyeli Türkmenler

 

Suriye’deki Türkmenler, Suriye halkının ayrılmaz bir parçasıdır. Tarih boyunca İslam medeniyetinin inşasına katkıda bulunmuşlar, Arap toplumları arasında itibar kazanmalarını sağlayan Zâhir Baybars ve Seyfeddin Kutuz gibi unutulmaz komutanlar eliyle, tarihin silinmez satırlarının yazılmasında önemli rol oynamışlardır. Ancak 1960’lı yılların başında miliyetçi Baasçılar, Türkmenleri önemli ölçüde ve kasıtlı olarak dışlamışlar, Türkmenlere karşı sistematik bir baskı uygulamışlardır. Geçen yüzyılın 60’lı yıllarının sonunda, Hafız Esed darbesi sonucu Nusayrilerin Suriye’de iktidara gelmesiyle birlikte bu baskı giderek artmış, yeni iktidar sahip olduğu tüm gücüyle, tarihsel ve geleneksel düşman gördüğü Türkmenleri dışlamaya çalışmıştır. Suriye’ye karşı nefret dolu Esed ailesinin 40 yıllık iktidarı boyunca, hiçbir Türkmen, askeri olsun, diplomatik olsun, siyasi olsun, herhangi bir önemli makama yükselememiştir. Krizin derinleştiği 2013 yılı ortasında meydana gelen bir patlamada hayatını kaybeden savunma eski bakanı Hasan Türkmani’nin aslen Türkmen olduğu yönünde yanlış bir algı bulunsa da, gerçekte aslı İskenderun sancağına dayanan bir Nusayri’dir.

Türkmenler, Araplardan sonra Suriye’nin ikinci büyük halkı sayılır. Ancak Suriye çapında geniş bir alana yayılmışlar, tek bir coğrafi bölgede yoğunlaşmamışlar, fanatik milliyetçi olmamışlar ve sosyal çevreleriyle uyum içinde yaşamışlardır. Bu durum, Suriye’deki nüfuslarının gözlemcilere az görünmesine neden olmuştur. Oysa gerçek tam tersidir. Türkmen Meclisi istatistiklerine göre sayıları iki buçuk milyondan fazladır. Mücrim Esed rejimi ise iktidarının başından bu yana, Suriye Türkmenleri ile, başta Türkiye’dekiler olmak üzere komşu ülkelerdeki Türkmenler arasındaki sosyal ve ailevi bağları koparmaya çalışarak mezhepçi iktidarının ömrünü uzatmayı amaçlamıştır.

Kahraman Suriye halkı, kindar Esed ailesinin iktidarına karşı barışçıl bir devrim başlattığı zaman, rejim mezhepçi ve milliyetçi azınlıkları kendi tarafına çekmiş, kendisini sadece Nusayri azınlığa ait değil, Türkmenler de dahil tüm azınlıklara ait bir yönetim olarak göstermiştir. Ancak bulundukları şehir, kasaba ve köylerde Türkmenlerin, rejime karşı başlayan devrime henüz başında destek vermeleri karşısında şoka uğramıştır. Suriye devrimi, rejimin barışçıl gösterilere karşı takındığı baskıcı tutum sonucu barışçıl bir devrimden silahlı bir devrime dönüştüğü zaman, yine Türkmenler en önlerde yer almışlardır. Suriye devriminin başkenti olan Humus’un her mahallesinde, bilhassa çoğunluğu Türkmenlerden oluşan Baba Amr mahallesinde, bu durum açıkça görülmüştür. Nitekim bu mahalle, Esed rejiminden ilk kurtulan bölgelerden biri olmuştur. Ayrıca mücrim rejimin savaş makinasına karşı tarihi bir kararlılık gösteren Talkalakh şehri ve ez-Zâra kasabasında, yine Kusayr, rejime bağlı ulusal savunma güçlerinin insanlık için utanç verici bir katliam yaşattığı Tisnin kasabası, Kiseyn, Burc Kai, Talef, Sumalil ve Akrab gibi Humus kırsalının diğer bölgelerinin çoğunda da önemli başarılar göstermişlerdir. Yine Lazkiye şehri, sahil şeridi üzerindeki Lazkiye kırsalı, Cebeli’t Turkman, Rakka’nın kuzeyi, Halep’in kuzey kırsalı, Şam ve Şam kırsalı (Tedamun mahallesi ve Hatitetu’t Turkman), Suriye Golan’ı ve güzel Suriye’nin diğer bölgelerinde ciddi çabalar sarf etmişlerdir. Bunlar sonucu rejim ağır darbeler almış, ciddi kayıplar vermiştir. Öyle ki rejimi destekleyen bölgelerde, Türkmenlerin Suriye’den göç ettirilmesini talep eden gösteriler yapılmıştır.

Türkmen subaylar ise, diğer hür subaylar gibi, bu ihanet rejiminden hızlı koparak Özgür Suriye Ordusu saflarına katılmıştır. Nitejim bu ordunun kurulması ve halen bu zalim rejime demirden pençesiyle vurmaya devam eden tugay ve taburlarının oluşturulması aşamalarında önemli rol oynamışlardır. Bu sayede Türkmen köy ve kasabalarının yarıya yakını kurtarılabilmiş, devrimcilerin egemenliği altına girmiştir. Türkmen siviller ise bu mücrim rejime karşı siyasi mücadeleye başlamış, Suriye halkını hiç unutmayan, arzuladıkları özgürlük ve adaleti kazanmak için zalim rejime karşı halk ve hükümet olarak Suriye halkının yanında duran, her kesimi ve bileşeniyle destekleyen Türkiye’de Türkmen Meclisi ile Türkmen bloğunu kurmuşlardır.

Türkmenler halen, omuz omuza durarak, Suriyeli hür kardeşleriyle aynı siperi paylaşarak ve bu mücrim rejim yıkılıp özgür ve birleşik Suriye inşa edilinceye kadar asla vazgeçmeyeceklerine dair Allah’a söz vererek, kararlılıklarını tüm güçleriyle sürdürmektedir.

Yazar: er-Râid İsâm Hicâzî

 

Muhakkak ki Allah emrini (hükmünü) yerine getirmeye kâdirdir.

اترك تعليقاً

scroll to top